TRT yıllar sonra geniş anlamda çok çok güzel bir yarışma düzenledi. Ama aslında bu yarışma değil, bilimsel ve kültürel bir şölendi.
Bu şölende rol alanlar, Türkiye'nin geniş kitlelerine ulaşan bestecileri ve bu yolda çok büyük emekleri olan, bu kültürü yüreklerinde taşıyan , gerek akademik okullarda gerekse Türk Müziği derneklerinde hizmet veren insanlardı. Yaptıkları eserler yılların birikimi ve bir sanat'ın endişesi sonucu ortaya çıkacaktı. En doğru şekliyle bir makam işlenecek ve bu makam Türk insanının sevincini, kederini ortaya çıkaracak ve ortak bir milli zevk oluşacak, aynı noktada birleşecekti. Bu nedenle bilimsel, aynı zamanda da kültürel bir hava oluşacaktı.
Bendeniz K.T.Ü. Fatih Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Müzik Öğretmenliği Programı Öğretim Görevlisi ve Besteci sıfatıyla bu şölene katıldım.
İlk defa böyle bir girişimim olmuş ve TRT gibi ciddi bir kurumun organizasyonunda görev almıştım. Ve bir ilk'i yaşayacaktım.
İlk hafata jüri üyesi Sayın Süleyman Erguner Bey'in Önsar rumuzlu bestem hakkındaki isabetli yorumu, eseri yaparkenki duygularıma tercüman olmuş ve beni ziyadesiyle çok mutlu etmişti. Bu mutluluğu daha sonra dostlarımla ve öğrencilerimle paylaşmam bana "böyle bir şölene katılmakla ne iyi etmişim" dedirtmişti.
İkinci hafta Nasör rumuzlu Nihavend eserimin de finale kaldığını öğrenmem mutluluğumu perçinlemiş ve bunu TRT'nin 1. kanalında canlı yayında itiraf etmiştim. Bunu arkadaşlarımla öğrencilerim ve dostlarımla doya doya paylaşırken konuk jüri üyesi olarak davet edilen, benim de kendisini zevkle dinlediğim ses sanatçısının ikinci eserim hakkındaki yorumu mutluluğumu birazcık gölgelemişti...
2723 eser arasından finale kalan eser hakkındaki bu yorum bana çok haksız gibi gelmişti. Ve bunu savunmak bana değil jüri üyelerine düşerdi.
Ben görevimi yapmıştım. TRT'nin bu organizasyonuna katılmış ve eserimi göndermiştim ama o eseri finale taşıyan ben değildim. Böyle bir durumda da eseri savunmak bana düşmezdi. Böyle karışık duygularla ne yapacağımı bilmezken sunucu Ahmet Özhan Beyefendinin duygularımı sorması beni ikinci kez vurmuştu. Bir star tarafından eleştirilen eser hakkında ne konuşabilirdim. " Hayır o yanılıyor "gibi gereksiz polemik ve gerilim mi yaratmalıydım? Halbuki o gün dinleyenlere kendimce çok güzel mesajlar hazırlamıştım. Bir anda gözümün önünden, benden çok şeyler bekleyen öğrencilerim, dostlarım ve annem geçmişti. Bunları kafamda yorumlamaya çalışırken imdadıma yetişen solist Tuğçe Becerikli Hanımefendi, birazcık gönlüme su serpmişti ama ben hala jüri üyelerinden birşeyler bekliyordum.
Ve imdadıma jüri üyesi ve besteci Pınar Köksal yetişti.
Yaptığı yorumlarıyla bana tekrar "iyi ki bu işi yapmışım" dedirten biliçli, aynı zamanda insan psikolojisini de çok iyi tahlil etmiş bir besteci.
Yapılan çalışmaların çok büyük gayret ve çok büyük bir emekle yapıldığının bilincinde bir besteci.
İnsana değer veren, kimseyi küçük görmeyen ama kimseyi de gereksiz büyütmeyen kendinden emin bir besteci.Özel hayatındaki iş kadını sıfatıyla besteciliği asla birbirine karıştırmayan güçlü bir kişilik. Kurduğu vakıfla, başarılı ama maddi gücü olmayan evlatlarımıza burs veren ve onları maddi manevi destekleyen merhametli bir kişilik.
Ceza evlerinde yaşamaktan vazgeçmiş, yaşama sevincini kaybetmiş insanlara tekrar yaşama gücü veren, sevgiyle dopdolu bir besteci.
Böyle olunca beni yalnız bırakması düşünülmezdi. Ve gönlüme su serpmeyi bildi.
Yaptığı yorumuyla, "yapılan her eserin kendine has bir yapısı ve güzelliğinin olduğunu ben bağenmedim demenin eleştiri konusu olamayacağını" muhatap kişiye ve orada bulunan ve bizi TV'den izleyen herkese anlatmış oldu.
Daha sonra her bestecinin eserlerinin olumlu taraflarını anlatması ve tüm arkadaşlarıma moral depolaması elbet ondan beklediğimiz bir davranış biçimiydi.İşte ben böyle bir besteciyle ve böyle bir kişilikle tanıştım.
Ve sizi tanıdığıma çok memnunum Sayın Pınar Köksal.
Düşündüklerinizi ve hizlerinizi, biz yeni bestecilere öyle güzel anlattınız ki, size hep minnettar olacağız. Merhametiniz ve engin fikirlerinizle bizlere örnek oldunuz. Ufkumuzu genişlettiniz ve bu yolda yılmadan yürümemizi öğrettiniz.
Sizi hiç unutmayacağız.
Ve Trabzon'da sanat gecesini yapmaktan büyük onur duyacağız.
Mayıs 2005'te bu yazıyı okuyan herkesi davet ediyorum. Tam tarihini tespit etmedik ama vereceğim telefonu arayarak bana ulaşabilirsiniz. Herkesi Mayıs 2005'te "Pınar Köksal'ın katılımıyla" eserlerini seslendireceğimiz "Akçaabat Belediyesi Türk Sanat Müziği Korosu"nun konserine davet ediyorum.
Özdemir Hafızoğlu
K.T.Ü. Fatih Eğitim Fakültesi
Güzel Sanatlar Eğitim Bölümü
|