|
HALKINI ve MÜZİĞİNİ TANIMAYANLAR
Haber Tarihi : 23-01-2007
Yazar : Burhan Ayeri
Yayımlanma Yeri:
Akşam Gazetesi |
|
Kanuni Bestekar ve Öğretim Üyesi Özdemir
Hafızoğlu’nu TRT’nin Alaturka Yarışması’nda tanıdık.
O güzel şarkısının dereceye girişiyle sevindik. Bu
değerli müzik adamı upuzun bir mail yollamış.
Eğitimde ‘Türk Müziği Müfredatı’nın nasıl olması
gerektiğini anlatıyor. Bazılarına yol göstermesi
dileğiyle -Tabii ki özetleyerek- yayınlayacağız. Hiç
olmazsa, sözleri emir olan bazı yetkililer de
bunlardan faydalanırlar:
|
|
Sayın Hocam. Milli musikimizin uluslararası arenada boy
gösterebilmesi, küçük yaşta müziğe gönül vermiş zeki
çocuklarımızın ancak ve ancak ehil, art niyetsiz ve sağduyulu
samimi ellerde yetişmesiyle mümkün olabilecektir. Anadolu Güzel
Sanatlar Liseleri Müzik Bölümü müfredat programı yapılırken,
Milli Eğitim Bakanlığı kimlerle ve hangi kültürde, hangi
düşüncede insanların oluşturduğu bir komisyon kuruyor
bilmiyorum. Ama bu kişileri değiştirmenin zamanı çoktan geldi ve
geçiyor. Bu yavrularımızın ve milli müzik eğitiminin geleceğini
düşünen herkesin fikrimi paylaşacağından eminim.
Müfredat programı yazacak olan üyeler, müzik eğitiminin sadece
batı eğitimini taklit etmek olmadığını bilen veya anlayabilecek,
bu vatan çocuklarına kendi toplum bilinciyle hareket etmeyi
öğretebileceklerden oluşmalıdır. Zira geleceğimizi yaşayacak
olan çocuklarımızın beyinlerinde sadece batı hayranlığı ve onun
kültürü mevcut, “Türk”le başlayan kültüre karşı bir nesil
geliyor.
Yıllardır Türkiye’de müzik eğitimini yönlendirenler Zukmaier’in
öğrencileri olmuş ve onun fikirlerini egemen kılmışlardır. Ve bu
fikir maalesef batının eğitimini aynen almanın dışına
çıkmamıştır. Aynı durumun bir benzeri üniversitelerin eğitim
fakültelerinin güzel sanatlar eğitimi bölümünün müzik kısmında
kendisini göstermektedir.
TEK DÖNEM
Müfredata baktığımızda cılız kalan Türk Müziği derslerini
görüyoruz. 8 dönemden sadece birinde Türk Müziği dersleri
konmuş. Yeni gönderdikleri programda göz boyamaya çalışmışlar.
Sonuçta öğrenci sadece bir dönem gördüğü dersle yetinmekte.
Kendi öz müziklerinin teorisini gelecekte öğrencilerine nasıl
anlatacak ve uygulayacaklardır? Bu mümkün müdür? Zira Türk
Müziği’ni sadece 3 ayda ve haftada sadece 2 saatte öğrenmek
aklın alacağı şey değildir. İsmail Dede Efendi Türk Müziği ile
ilgili, “O bir okyanustur ve ben ona girebilmek için ancak
paçalarımı sıvadım” derken, üç ayda Türk Müziği’ni bitiren
öğrencilerimiz aklıma geliyor da, bazen bırakınız onları “Bizler
acaba o okyanusu gördük mü?” diyoruz.
Yıllardır müzik derneklerine bırakılan ve sadece gazinolarda
yaşama şansı bulan müziğimizin muhteşemliği kendini
gösterememiştir. Bilimsel anlamda ilgilenme ihtiyacı
hissedilmemiş ve akademik okullarımıza yerleştirilmemiştir.
Avrupa’ya tahsil için devlet kanalıyla gönderilenler, sadece
batıyı getirmişlerdir. Edindikleri eğitim ve aldıkları
bilgilerle Türk Müziği’ne hiçbir şey katmamışlar, aksine kendi
kültürlerini eleştirmekten geri kalmamışlardır. Bir TV
programında ünlü bir virtüözümüz, Mozart’ı anlata anlata
bitirememiş ve bir gazetecimizin, “Itri ve Dede Efendi hakkında
ne düşünüyorsunuz?” sorusuna, “Onları tanımıyorum” gibi laflar
etmiş ve o an kanım donmuştu.
Olabilir miydi böyle bir şey? Uluslararası üne kavuşan bir
sanatçımızın kendine bu kadar yabancı olmasının sebebi sadece
“Müfredat programı gönderen devlet miydi?” Hem devlet sanatçısı
olacaksın hem de sana bu payeyi veren koca bir milletin öz
değerlerini tanımayacaksın.
Sayın Hocam eksikler nerede? Biz kimiz ve ne yapmamız gerekiyor?
Ben üniversitede hocayım ama elim kolum bağlı. Kendi kültürüne
ve hatta kendi insanına yabancı ve düşman aydınlar yetiştirmeye
devam mı edeceğiz? Yoksa bu modaya dur diyebilecek birilerini
hâlâ mı bekleyeceğiz.”
Bu satırların sahibi KTÜ, Fatih Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar
Eğitimi Bölümü Öğretim Görevlisi. Hepsinden önemlisi bir TSM
sevdalısı. Lütfen etkili ve yetkili herkes onun uyarılarına
kulak versin...
Burhan Ayeri
|
|