Özdemir HAFIZOĞLU
Kişisel Web Sitesi
 



 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

        Türk Müziği Özel Soru> Türk Müziği
        Gönderen :Karaduman       " Merhaba Arkadaşlar "
        Cevaplarınız için şimdiden teşekkür ederim.
 

       " Genel anlamda Türk müziğinin geri kalmasının sebepleri nelerdir?"

Onsar
04-05-2005 14:32

           Sevgili kardeşim. Seni anlatmaya felan gerek yok. Hatırlarsın ilk 1998 de Giresun'da yüz yüze tanıştık ve dostluğumuz devam ediyor. Seni görmeden önce de zaten öğrencilerime sürekli anlatarak ve kasetlerini dinleterek, bu kültüre hizmet edenlerin en başına koymuştum. Riya'nın, çifte sıtandart'ın olmadığı ve hoşgörünün olduğu yerde "DOSTLUKLAR" daima bakidir. Ve biz uzak da olsak hep dost kalacağız. Kendimizle barışık ve çevremizle beraber ve bütün olursak, bu coğrafyanın nimetlerinden faydalanıp, bu coğrafyada yaşıyorsak ve özümüzü biliyorsak ve de özümüze, tarihimize küfretmiyorsak yine dost kalırız.
Ve geliyorum sorunun cevabına..
"ilim, kendin bilmektir” diyen Türk Tasavvuf Yunus Emre, sorduğun sorunun cevabını da bir nebze veriyor.
Sevgili Kardeşim,
          Medeni dünyada yerimizi iyice sağlam temeller üzerine oturtmak istiyorsak, insan yeteneğinin küçücük zerresine, zekanın en küçük parçasına bile ihtiyacımız vardır. Üstün yeteneğe sahip çocuklar, özellikleri açısından müzikte çok belirgin ve olumlu atılımlar gerçekleştirir. İşte burada yapılması gereken, bu tür çocuklarımızın önce kendi tabiyet ve kültürlerini tanımalarına vesile olacak eğitim şartlarını en yüksek seviyede sağlamak olmalıdır.

 Bunun müsebbibi devlet olmalıdır,
Daha da ileri gidersek bu "devlet politikası" olmalıdır.
Bu kapsamda İdil Biret ve Suna Kan, 7 Temmuz 1948 yılında 5248 sayılı "Harika çocuk kanunu"yla Avrupa'ya Müzik eğitimi için gönderilmiştir.

           Sonuç olarak bu iki dahi insan en yüksek derecede eğitimlerini alıyorlar ve zaman geldiğinde kendi öz vatanlarına geri dönüyorlar. Müzik eğitiminde üstün kaliteyi yakalamak, tabiî ki iyi eğitim alan eğiticilerle ve bunların oluşturduğu müzik eğitim kültürüyle mümkündür.
İşte ip burada kopmaya başlıyor.
Avrupa da eğitim alan dahi çocuklarımız vatanlarına döndüğünde, getirdikleri; tarih boyunca Türk kelimesinden iğrenen, yaptıkları tüm icraatlarda “Türk” kelimesinin yok olması için mücadele eden bir Avrupa ve onun kültürü.
           İşte bu kültür bizim çocuklarımızı, kendi değerlerine göre yetiştiriyor ve tekrar bize gönderiyor.
Ünlü Piyanist,
Kimin Piyanisti? Avrupa’nın.
Ünlü Violinist,
Kimin? Yine Avrupa’nın.
           Dede Efendiği, Itriyi tanımayan dahi çocuklarımız.
 Komalı Türk Müziği sisteminin Eğitim müziğinde yerinin olmadığını savunan, illa da tampere sisteminin varlığından ve geçerliliğinden söz eden, kendi değerlerine sahip çıkmayan, hatta tanımayan dahi çocuklarımız ve bugünün dünyaca ünlü virtüözleri. 
          “İlim, kendin bilmektir!”
           Bugünkü Gazi Eğitim Fakültesi, 1926’da “orta muallim mektebi”, 1976’da “gazi eğitim enstitüsü”, 1982’de “gazi eğitim fakültesi” adlarını alan ve birçok bölümü içinde barındıran, öğretmen yetiştiren bir kurumdur. Bu güzide okulumuzun Müzik öğretmeni yetiştiren bölümüne, yıllardır Eduvard Zuckmayer adında bir Alman vatandaşı başkanlık yapmıştır. Ve kendi Avrupa kültürünü Türk öğrencilerine öyle güzel işlemiştir ki, ölmeden önce “Türkiye, benim ikinci vatanımdır” demiş, o sözü bölümün şeref köşesine öyle bir kazınmıştır ki, çıkarmak mümkün değil. Ben de Alman okuluna eğitici ve öğretici olarak atanıp Türk Müziğini Alman öğrencilerine öğretip, onların da bu müziği Alman çocuklarına öğretmesini sağlasaydım, elbet “benim ikinci vatanım Almanya’dır” derdim. Ve hala müzik öğretmeni yetiştiren akademik okullarımızın müfredatına baktığımızda bu zihniyetin egemen olduğunu görürüz.
Böyle olunca da Türk Müziği amatör derneklere bırakılmak zorunda kalıyor. Yani Türk Müziği, akademisyenlere değil, çoğunluğu nota bilmeyen, sadece gönülden bu kültüre bağlı doktor, bakkal, hamal, mühendis gibi farklı meslek guruplarının oluşturduğu topluluğa bırakılıyor. (Yakında o derneklerin de kapanması için bir kanun çıkarsa hiç şaşmamak gerek)
         Yıllardır Globalleşmenin ekonomik, politik, milli güvenlik, teknolojik boyutuyla yeterince ilgilenmeden “kültürel” olanını almışız ve bunun sancısını çekmekteyiz.
“ilim kendin bilmektir”
          Saymakla bitiremeyeceğim tüm bu olumsuzluklara rağmen Türk Müziği’nin geri kaldığını düşünmüyorum. Sadece “Türk Müziği Devlet Politikası olmalıdır” diyorum. Vatandaşının sahip çıktığı kadar da devlet sahip çıkmalıdır.

          Saygı ve sevgilerimi gönderiyorum.

            Özdemir HAFIZOĞLU
            KTÜ Fatih Eğt. Fak. Öğr. Gör. 

 

Karaduman
05-05-2005 11:52


 

         Sevgili Özdemir hocam yazdığınız bu cevap için teşekkür ediyorum.Musikiye gönül veren tüm arkadaşlardan da değişik fikirler paylaşmak istiyorum. Saygılarımla.
      
            Karaduman....

 



 

 

Anasayfa        OtoBiyografi     FotoGaleri         Besteler      ZiyaretçiDefteri        Linkler


Copyright ©2006